Talep Ediyoruz: Büyük Kucaklaşma

  • Talep Ediyoruz: Büyük Kucaklaşma



    Trabzonspor yıllar önce, beklenmedik bir şekilde şampiyon olup istanbul hegemonyasını sarstığında “Bu bir rüzgardır, gelir geçer” diye düşünenler, ardından gelen süreçte kazın ayağının hiç de öyle olmadığını fark etti. Trabzonspor, kadrosunda yer alan yerli oyuncularla bu ülkenin gençlerinin neler yapabileceğini göstermenin yanında onurlu mücadelesiyle de gönüllerde yr etmeye başladı. Herşeyi kendine göre ayarlamış hakim düzen için, bu kabul edilemez bir durumdu ama her geçen gün Trabzonspor gerçeği de kendisini daha fazla hissettiriyordu.

    Yurdun dört bir yanında, klasik tabirle Edirne’den Kars’a her yerde Trabzonspor artık sohbetlere konu olmaktaydı. Birçok yörede evlerde, kahvelerde insanlar Trabzonspor bayrağı dalgalandırmakta; Anadolu’dan çıkıp, kendilerince bir düzen tutturmuş İstanbul takımlarına “dur” demiş bu takımın yanından saf tutmaktaydı. Bu tarafta safların sıklaşması, diğer tarafta boşlukların oluşması demekti ki bunun bir yolu bulunmalı ve bu gidişe bir dur denilmeliydi.

    Yurdumuzun 1980 sonrası gelen süreçte girdiği yeni yolda gençlerin de tribüne ilgileri artmakta; takım tutmak bir aidiyetten ziyade bir mecburiyet haline dönüşmekte idi. Bu ikili tercihte Trabzonspor taraftarlarının seçimleri ise mecburiyet değil, aidiyet oldu. Diğer yandan hızla gelişen mecburiyet, diğer yanda hızlı bir kitleselleşme oluşturdu ve bu da Anadolu’nun bazı yörelerinde yankı buldu. Bir zamanlar kaybettikleri cepheleri, ellerindeki basın ve yayın imkanları ile geri alma yoluna gitti malum takımlar. Adına “ulusal basın” denilen İstanbul basını da bu mücadelenin bayrağını yükseltip, nişanını göğsünde taşıdı yıllarca.

    Yıllar bu bakımdan Trabzonspor tarafında hızlı olmasa da emin adımlarla gidilen bir gelişme de sağlamadı değil. Trabzonlu olmayan Trabzonspor taraftarları bu süreçte tercihlerinin gerçekten de mecburiyet değil “aidiyet,hakkaniyet ve ciddiyet” üzerine inşa edildiğini gösterd ve takımlarını en zor anlarında dahi destekledi. Bizler ise yıllarca bu kesime yeterli desteği ve ilgiyi gösteremedik belki de.

    Yeniden şahlanışın ayak seslerinin duyulduğu, haramilerin tedirgin olduğu bu günlerde Trabzonspor yeniden bir kucaklaşma hareketi gerçekleştirmelidir. Anadolu’da, Anadolu ihtilaline inanan, bunu yaşayan ve hisseden, semtini ve şehrini İstanbul takımlarının “kara propagandalarına ve içlerine soktukları adamlarına” karşı savunan her ferde ulaşmalı ve Trabzonspor’un yanında yeniden saf tutmaya çağırmalıdır.

    Bu, bir savaş değil; aksine, Anadolu’nun içinde barındırdığı enerjinin, gücün ve mücadele azminin açığa çıkmasına sebep bir barış ortamı yaratacaktır.

    Bu, yıllarca dağınık duran, dargın kalan Anadolu’nun yeniden ve topyekün şahlanışına önayak olacaktır.

    Bu, yıllar önce başlayan bir türkünün devamı olacaktır.

    Bunun için; bizim dileğimiz, ilerleyen süreçte Trabzonspor’un kurduğu komitelerle yurdun dört bir yanında kendini yeniden ifade etmesi ve halkla buluşmasıdır.

    Bu, yeni bir devrin Türk futbol tarihinde yeniden Trabzonspor tarafından açılabilmesinin önayağıdır.

    Tayfa

Yorumlar

1 yorum
  • Ali&Meltem Balaban
    Ali&Meltem Balaban Anadolu Anadolu diyoruz da hangi Anadolu takımına deplasmana gitsek küfür ediyorlar, Trabzon olamazsın şampiyon diye bağırmaktan kendi takımlarına destek vermeyi unutuyorlar, belki şampiyon olamayacağız evet te sizin elinize ne geçecek biz şampiyon olamay...  dahafazla
    04 Mayıs 2011